Merhaba,

Farklı bir film kritiği ile yeni yazımla karşınızdayım. Bir süredir listemde olan ama bir türlü zaman bulup izlemeye fırsatımın olmadığı The Autopsy of Jane Doe filmini izledim nihayet. Konusu ve türü itibari ile dikkatimi çeken film beni hiç yanıltmadı ve benden tam not aldı. Her filmde olduğu gibi ufak tefek hatalar olsa da filmin seyrini etkileyecek bir durum söz konusu değil.

Filmin konusuna gelecek olursak, Baba oğul evlerinin altında otopsi merkezi kurmuşlar ve yıllardır burada polislerin getirdiği ölüler üzerinde otopsi yapmaktadırlar. ( Mahallenizin otopsicisi geldi haaaanıııııım :) ) Baba Uzman adli tabip, Oğlu ise onaylı tıp teknisyenidir. Bu teferruatı geçtikten sonra film sıradan bir ailenin evinde işlenen olağan dışı bir cinayetin görüntüleri ile başlıyor. Eve zorla girilmemiş, dış kapıda zorlama yok. Aksine evin içinden kaçmak isterlermiş gibi bir izlenim var. Evin bodrumunda ise toprağa yarı gömülü bulunan ceset tamamen gizemli bir şekilde dikkatleri üstüne çeker. Çünkü cesette darp, boğma, vurulma izi mevcut değil. Konunun başında bahsettiğim baba oğula ceseti teslim eden kasaba şerifi aynı gün içinde otopsi raporu ile ölüm nedenini istediğini söyler. Kolları sıvayan baba oğlu o saatten sonra sürprizler beklemektedir.

The-Autopsy-of-Jane-Doe

Filmde Baba Tony Tilden‘ı Brian Cox oğlu Austin Tilden‘ı Emil Hirsch ve kimliği belirsiz ölü kızımızı ise Olwen Catherine Kelly canlandırıyor. Gerçi Olwen Caherine Kelly canlandırmıyor, ölü taklidi yapıyor :) :) Senaryo’da Ian B. Goldberg ve Richard Naing kalem, daktilo, klavye sallıyorken yönetmen koltuğunda André Øvredal oturuyor.

6937f4_3954155af4034fc4a3dd022f8f397918-mv2

Filmi öyle ” buradan sonrası spoiler içerir, sürprizbozan vardır ” uyarısı ile anlatmaya devam etmeyeceğim, çünkü anlatmayacağım :) Filmin gerek korku, gerek gerilim, gerekse bulmaca dozu yeterince iyiydi. Filmin belki tamamına yakını baba oğlun otopsi yaptığı mekanda geçiyor. Film kendisinden soğutmuyor, koparmıyor sürekli filme kilitlenmiş bir şekilde izliyorsunuz. Ayrıca belirtmek isterim ki film otopsi filmi olduğu için sansürsüz bir şekilde sunuluyor. Ölümüz hem kesip biçiliyor hem de çıplak. O yüzden yeterince +18 ibaresini hak ediyor. Otopsi filmi olmasına rağmen çok fazlaca öyle iç bulandıran, mide kaldıran sahnelerden uzak durulmuş. Otopsi izlediğinizin farkındasınız aman mideniz bulanmıyor bu güzeldi :) Çoğu kez cesetin gözlerine odaklanan kamera ha göz kırptı, ha nefes aldı, ha burnu oynadı, ha birinin boğazını sıktı sıkacak diye geriliyorsunuz :)

Korku ve gerilim seviyorsanız bu filmi kaçırmayın sizi doyuracak bir film. Pişman olmazsınız :) Olmayacaksınız da ya :) Size bunun garantisini veriyorum.

Burdan otopsi yapılan hanım kıza selamlar :)

http://www.ofarukc.com/wp-content/uploads/2017/07/autopsy-poster.jpghttp://www.ofarukc.com/wp-content/uploads/2017/07/autopsy-poster-300x300.jpgFarukiGenelSinemaaksiyon,André Øvredal,Brian Cox,Emil Hirsch,film,film analiz,film eleştiri,gerilim,korku,movie,Olwen Catherine Kelly,otopsi,Sinema,spoiler,sürprizbozan,The Autopsy of Jane Doe
Merhaba, Farklı bir film kritiği ile yeni yazımla karşınızdayım. Bir süredir listemde olan ama bir türlü zaman bulup izlemeye fırsatımın olmadığı The Autopsy of Jane Doe filmini izledim nihayet. Konusu ve türü itibari ile dikkatimi çeken film beni hiç yanıltmadı ve benden tam not aldı. Her filmde olduğu gibi ufak...