Merhaba,

Netflix gün geçmiyor ki yeni bir diziyi tüm bölümleri ile bir kerede paylaşmasın. 12 Eylül itibari ile yine bir dizi daha yayınladı, adı da ” The I-Land “. Benim gibi Lost dizisinin hayranıysanız ( Finalinde ki hayal kırıklığımı ve ben bunun için mi izledim serzenişlerimi saymazsak ) The I-Land’ın konusunu ilk okuduğunuzda ya da duyduğunuzda heyecanlanabilirsiniz. Konu itibariyle zaten Lost’u andırıyor. İnternette okuduğum kadarıyla başka dizilerin konularını da andırdığı söyleniyor. Neyse, biz kendi dizimize dönelim.

The I-Land birbirini tanımayan 10 kişinin bir adada uyanması ile başlıyor. Bu 10 kişi adaya nasıl geldiklerini, isimlerini, mesleklerini, ailelerini hiçbir şeyi hatırlamamaktalar. Fakat içgüdüsel olarak meslekleri ile alakalı bilgileri bir şekilde farkında olmadan yapabiliyorlar. Bu 10 kişinin 7 bölümlük süreç içerisinde kavgaları, anlaşmazlıkları, ortak yaptıkları şeyler ile ilerliyoruz. Adaya neden konduklarını, hikâyelerini, adada ki bazı gizemleri öğrendikçe dizinin daha kaliteli bir hâl alacağını sanarak bizde her bölüm ortalama 45 dk bekliyoruz. Ama ıııh istediğimiz gibi olmuyor. Dizi kurgulanırken sanki bazı şeyler eksik. Bilim-Kurgu olmasına rağmen eksikti. Neden mi böyle söyledim belirteyim. Bilim-Kurgu da mantık aramazsın çok fazla ama bu mini-dizide oyunculuk, senaryonun bağlayıcılığı bir anda kaybolması ve karakterler hakkında net bir bilgiyi adam akıllı aktaramamasından kaynaklı sanırım. Belki de mini-dizi konsepti için fazla karakter eklendiğinden olabilir. Konusu iyi seçilmiş, ben konuyu beğendim şahsen ama daha iyi bir kurgu gerekiyordu bu senaryoya.

Netflix’in her diziye sanki senaryo şartı koymuş gibi eşcinsellik konusu bu dizide de ufakta olsa var 🙂 Tamam izlediğimiz sinema filmlerinde, dizilerde zaman zaman bu sahnelerle karşı karşıya kalmışlığımız oluyor ve bunlar o filmde normal karşılanabiliyordu ama bir platform sürekli aynı konuyu ( dizi/film türü farketmeksizin ) sürekli karşımıza çıkartınca bir art niyet diye düşünüyor insan 🙂 Linç yemem inşAllah 🙂

Dizinin başrollerinde Alex Pettyfer, Kate Basworth, Natalie Martinez, Ronald Peet, Sibylla Deen, Kota Eberhardt gibi isimler var. Senaryosunu Neil LaBute yazıp Jonathan Scarfe , Darnell Martin ikilisi yönetmiş. Bu ikili aynı anda mı yönetmiş yoksa bir sen bir ben yöneteyim mi demiş bilmiyorum ama interentte yazan bilgilerin yalancısıyım 🙂

Çoğu yerde dizinin devamının yani 2. Sezonunun olacağı yazıyor ama bir kaç yerde okuduğuma göre mini-dizi olarak yapılmış ve öyle kalacağı yazıyordu. Kaldı ki izleyenlerin çoğu diziyi beğenmemiş zaten devamı gelmez. En azından Netflix’de gelmez 🙂 Benim de şahsi olarka diziye notum ” İzlesen de oluuuuuur, izlemesende

Son olarak Lost demişken aklımdan çıkmayan hep hatırladığım iki replik var. İlki ” We have to go back, kate ” diye haykıran Dr. Jack, diğeri de Desmond’un her tanımadığı kişiyle vedalaşırken kurduğu cümle ” see you in another life brother “…

Aaah Lost Ahh,
Gençliğimi çürüttün 🙂

İyi Günler, İyi Seyirler 🙂

http://www.ofarukc.com/wp-content/uploads/2019/09/the-i-land-poster-1024x576.jpghttp://www.ofarukc.com/wp-content/uploads/2019/09/the-i-land-poster-300x300.jpgFarukiTelevizyonAlex Pettyfer,Kate Basworth,Kota Eberhardt,Lost,Mini dizi,Natalie Martinez,Netflix,Ronald Peet,Sibylla Deen,The I-Land
Merhaba, Netflix gün geçmiyor ki yeni bir diziyi tüm bölümleri ile bir kerede paylaşmasın. 12 Eylül itibari ile yine bir dizi daha yayınladı, adı da ' The I-Land '. Benim gibi Lost dizisinin hayranıysanız ( Finalinde ki hayal kırıklığımı ve ben bunun için mi izledim serzenişlerimi saymazsak ) The I-Land'ın...