Merhaba;

1264288926

Geçtiğimiz Pazar günü çok geç başladığım bir dizi olan Prison Break‘ı bitirdim. Uzun zamandır tv-sinema ile ilgili bir yazı da yazmamıştım. Bunu da Prison Break ile son buldurayım istedim. Çok geç başladığımı söyledim az önce çünkü vakti zamanında bu dizi yayındayken başımızda bir Lost vardı. Aynı dönemin dizileriydi ve izleyicileri arasında sağlam bir rekabet vardı. Fenerbahçe-Galatasaray, Mercedes-BMW, Amerika-Rusya çekişmesi gibi bir çekişme vardı. Ben de bu çekişmede Lost tarafındaydım. O yüzden de önyargı ile bakıyordum Prison Break’e. Ah şu önyargılarım… Neyse ki çalıştığım şirktte bir kaç arkadaşın övmesi ve en son ablamın da tavsiyesi ile BoxSet indirdim ve izlemeye koyuldum.

İlk bölümlerle beraber nasıl güzel bir diziyi kaçırdığımı anlamaya başlamıştım. Scofield Reyizin ilk bölümlerle başlayan sırlarla dolu kaçış planı aklınızı alacak. Çok ince düşünülmüş bir kaçış planı ve aksilikleri atlatmak için çok ince bir zeka. Tabi koca 4 sezon boyunca yakalayacağınız ufak tefek hataları göz ardı edin, herşeye takılmayın. Burrows malı ilerleyen bölümlerde sizi biraz sinirlendirebilir. Ha bu arada Burrows malı kim derseniz Scofield Reyizin hapiste ki kardeşi. Zaten bizim reyiz onu kurtarmak için hapiste giriyor.

8li

Konuya ufak ufak gireyim ben. Büyük bir haksızlık ve komplo sonucu cinayetten hapise düşen Burrows ölüm cezasına çarptırılmıştır. Cezanın infazı için sayılı günler vardır. Scofield son bir kez abisi ile görüşür ve onun masum olduğuna kanaat getirir. Sahte bir banka soygunu girişimi düzenler ve kendisini abisinin infazı beklediği hapishanede bulur. Burada daha önceden araştırdığı ve işine yarayabileceğine inandığı bir kaç adamın yanına yanaşır, bir şekilde yanına çeker. Ama hesapta olmayan şeyler vardır. Hapiste ki bir kaç mahkumda plandan haberdar olur ve kendilerini de aralarına almazlarsa planlarını deşifre edeceklerini söylerler. Böylece kaçma girişimi 8 tane mahkumun çevresinde gelişir. Buradan sonrası diziyi izlemeyenler için spoiler tadında geçebilir haberiniz olsun.

Fox River‘dan kaçan mahkumlar arasında keşke ölmeseydi diyebileceğim iki kişi var birisi John Abruzzi diğer ise dizinin sonunda ” Lan vicdansızlar Scofiled Reyizi niye öldürdünüz. ” diye şok eden reyizin ölümü. Yalnız T-Bag ile izleyicinin sinirlerini gereğinden fazla zorlamışlar. Hani elinize geçse ağzını burnunu bir güzel dağıtırsınız o derece gıcık bir tip ortaya çıkarttıkları için senaristleri tebrik etmek lazım 🙂 Yazının başında da dedim ya çok ince planlar, detaylar var dizi de diye karakterlerin bir kaçına yansımış zaten bu. Dizide benim farkettiğim çok zeki 3 tane kişi vardı. Biri reyiz, biri Özel Ajanımız gariban Mahone ve en sonuncusu zalımlar zalımı T-Bag. Akıllarını kullanarak çok sürükleyici bir hale getiriyor bu 3 karakter diziyi.

Sucre karakteri için fazla bir şey demeyeceğim. Adam vefakâr arkadaş, dost oldu. Ahde vefa gösterdi reyize. İhtiyacı olduğu her zaman yanında oldu ve o gülüşü dikkatimi çekti. Sinsi gülüşü. Bir kaç sahnesi aklımdan çıkmayacak derecede komikti. Daha fazla karakter analizi yapmaya gerek yok çok fazla uzar yazı yoksa.

Dizi kaçıştan sonra Panama’lı bölümleri yani 3.Sezonu bence en iyi bölümleriydi. Çok kısa sürdü ama bence uzun sürdürülüp daha da iyi şeyler yapılabilirdi o sezon. 4. Sezon zaten ” Lan nereden nereye geldi dizi ” diyeceğiniz sezon. Scylla diye birşey girdi diziye. Kimin eli kimin cebinde belli olmayan bölümler. Hatta bazen ” yok ebesinin nikâhı, senaryoyu bozmayın arkadaş ” diyeceğiniz bölümler dizinin sonu geldi. Keşke vakti zamanında Prison Break’ı izleseydim, Lost’u şimdiye bıraksaydım. Neyse olan oldu, yayında yapımda emeği geçenleri tebrik eder, selam ederim. Küçüklerimin gözlerinden, büyüklerimin ellerinden öperim.

Son olarak ekleyeceğim şey dizinin son sezonunu 22 bölüm olarak tamamladıysanız hemen bitti diye kenara çekilmeyin. 23. ve 24. bölümleri sinema filmi olarak sürmüşler piyasaya. Prison Break: The Final Break filmin adı. Onda da Scofield reyizin nasıl öldüğünü anlatıyor. İzlemediyseniz bulun ve izleyin.

Bu da dizinin en son sahnesi…

michealscofield-mezartasi-b22s417

Eş, baba, kardeş, amca, arkadaş! (Sera, Micheal, Lincoln, LJ, Alex/Sucre)
Dünyada olmasını istediğiniz gibi..

Ne diyordu Lost’da Desmond başgan ” See You in, Another Life Brother “

http://www.ofarukc.com/wp-content/uploads/92959e69652d.original.jpeghttp://www.ofarukc.com/wp-content/uploads/92959e69652d.original-50x50.jpegFarukiTelevizyonabruzzi,Amerika-Rusya,break,Burrows,Fenerbahçe-Galatasaray,Fox River,John Abruzzi,Lost,mahone,Mercedes-BMW,prison,Prison break,Prison Break: The Final Break,reyiz,Scofield,scylla,See Ya In Anotha Life Brotha,sucre,T-Bag,The Final Break
Merhaba; Geçtiğimiz Pazar günü çok geç başladığım bir dizi olan Prison Break'ı bitirdim. Uzun zamandır tv-sinema ile ilgili bir yazı da yazmamıştım. Bunu da Prison Break ile son buldurayım istedim. Çok geç başladığımı söyledim az önce çünkü vakti zamanında bu dizi yayındayken başımızda bir Lost vardı. Aynı dönemin dizileriydi ve...